AB’ye girme arifesinde büyük şirketler gelip Türkiye’nin ekonomisini inceliyorlar ve Türkiye’nin yatırım yapmaya değip değmediğine karar veriyorlar. Ekonomi istikrarlı ise yatırıma karar verip bu işe sermaye yatırıyorlar.

 

Bu ön bilgiyi bir varsayıma çevirerek size şöyle bir soru sorsak:

Uzay ötesinden  zaman ve mekan üstü canlılar ticari yatırım amacıyla dünyayı ziyarete gelseler.

Dünyayı inceleseler ne kanaate varırlar,  nasıl bir rapor hazırlarlar?

Zaman ve mekân üstü farz ettiğimiz varlıklarca hazırlanacak rapor herhalde şu tür cümleler içerir:

 

“Bu gezegen sağlam bir yer değil. Yıldız bile değil.”

“Çok oynak bir zemini var. Ayak basmak için sabit, sağlam ve güvenli bir yer değil.”

“Sürekli dönüyor.”

“Ortası da aşırı bir hararetle kaynıyor, düdüklü bir tencere gibi. Bir gün patlayabilir.”

“Bu gezegenin uçuşunda 1 saniyelik sekme, duraklama olsa okyanuslar her şeyi istila edebilir.”

“Üzerinde ticareti yapılan her şey, bir süre sonra bozuluyor, eskiyor ve yok olup gidiyor.”

“Kendileriyle iş yapacağımız ‘insan’larsa çok kısa ömürlü.

En çok 70 yıl yaşıyorlar.”

“Hemen hemen tüm insanlar içlerini, duygularını saklıyorlar ve hep yalan söylüyorlar.”

“Herkes birbirine düşman.”

“İnsan türü canlılarla ortaklık ve iş yapılamaz.”

 

Uzaylılar bu düşüncelerle dünyanın yatırıma değmeyeceğini düşünüp çekip gideceklerdir.

 

Fakat dünya üzerinde yaşayan milyarlarca insan uzaylılardan farklı düşündüğünden her şeyleriyle kendilerini ticarete veriyor, çalışıyorlar.

 

Ama tam tezgâhlarını kurup, fabrikalarını oturtup paranın sefasını süreceklerken, tecrübe kazanıp yol yordam  öğrenmişken yaşlılık yanı başlarında beliriveriyor ve gözleri açık olarak diğer âleme gidiyorlar.

 

Her şeyin yok oluşa mahkûm olduğu bu âlemde yok olmamanın ve ebedi olabilmenin yolunu tabiî ki Kur’an’da buluyoruz.

 

“Allah müminlerden, mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır." 9/111

 

 Her şeyin yok oluşa mahkûm olduğu bu âlemde Allah, bize yok olmayışın yolunu şöyle işaret  ediyor:

 

 ‘Nefsimizi ve malımızı kendisine satmamızı’, bu yolla onları ebedileştireceğimizi söylüyor.

 

Evet nefis ve malını Allah’a havale edebilenler bu

dağdağalı,

değişken

ve oynak alemde her şeylerini sağlama almış,

en emin ‘Emanete’ teslim etmiş oluyorlar.

 

Fani olan ve  zaten kaybedecekleri  mallarını verip ebedi bir hazineye sahip oluyorlar.

Yani fani malları bakiye çeviriyorlar.

 

Bunlar fani mallarla bakiyi satın alıyorlar.

 

Bunlar bir grup. Bir de bunlardan çok çok üstün bir kısım insanlar da var ki;

onlarsa fani dünya mallarına hiç bulaşmıyorlar.

 

Şüpheli bir alışveriş olan borsada ekonomik geleceği çok iyi bilen bir broker sizin 1000 dolarınızı 3-5 yılda 100 bin dolara çevirebilir.

 

Onlar yatırım için dünyayı amaç değil, bir araç olarak görüyorlar.

 

Dünyaya yatırımı düşünmüyor, dünyanın kendisini yatırım aracı olarak düşünüyorlar ve maddi, manevi her şeylerini ahiret hissesine yatırıyorlar.

 

Onlar sadece Allah’ın tanıtımı, duyurulması ve anılmasının ticaretini yapıyorlar.

 

Yani baştan ‘Baki’ olan Allah’a ömür sermayelerini yatırıyorlar.

 

‘Baki’yi ticaretlerine sermaye ediyorlar.

Allah’ın hatırı için konuşuyor,

Allah’ın hatırı için koşuyor,

Allah’ın hatırı için yaşıyor.

Allah’ın hatırı için çalışıyorlar.

Ve bu fani aleme  Allah’ın hatırı için katlanıyorlar.

 

Evet bu ticaretin, bu yatırımın gelirini hesap etmeye meleklerin mizanının yeteceğini düşünüyorsanız yanılırsınız.

 

Kendisi adına yapılan bu gayretin takdirini

Allah’tan başka kim yapabilir ki?

 

Varlıklı bir insan olsanız, 

size sunulan bir bardak suyu karşılıksız bırakır mısınız?

Hele bunu ikram eden çok fakirse…

Elinizden geleni esirger misiniz?

 

Değil bir bardak su, tüm hayatını, bütün anlarını hizmete adamış bu ‘nur postacılarının' , 'ışık süvarilerinin'  Allah’ın nazarındaki mevkilerini takdire beşer idraki yetmeyecektir.

 

Yeryüzünde en çok parayı  herhalde yükte hafif bahada ağır olan şeyleri pazarlayanlar;

altın, elmas satanlar; mücevher ve paranın ticareti yapanlar kazanıyorlardır.

Bu işleri yapanların kazancıyla bir simitçinin, bir bakkalın kazancı kıyaslanabilir mi?

Evet bu iki grup esnaf arasındaki kâr farkı uçurumu ne kadar büyükse,

 

Dünyaya ait mallarının ticaretini yapıp bununla ahireti kazananlarla

Allah anlatıp, iyilik ve güzelliğin ticaretini yapanların arasında en az o kadar fark vardır.