Toplu program- Allah’ın füyuzatı 

Bir insanın tek başına bir yerde kitap okuması ile cemaat halinde aynı çatı altında kitap okuma arasında dağlar kadar fark vardır.

İnsanın kendi başına kaset dinlemesiyle, cemaat olarak toplanıp bir şeyler dinlemenin füyuzatı kıyas bile edilemez.

Bunu cemaatle namaz kılmanın, tek başına namaz kılmaya üstünlüğü (27 derece, kat) gibi düşünebiliriz.

Çünkü kitap okuma, kaset dinlemenin bize kazandıracağı ilmin yanında daha önemli bir yanı vardır ki o da bir “dua” oluşudur.

Kitap okuma veya kaset dinleme bir araçtır. Asıl amaç Allah marifetidir. Ve “Allah’ın inayet eli cemaat üstündedir.”

“Teşbihte hata olmasın!” Siz bir yerde okul müdürü olsanız bir öğrenci gelse özel bir talepte bulunsa onu kolayca reddedebilirsiniz.

Ama bir de baksanız ki koca bir sınıf kapınıza dayanmış nezahetle bir talepte bulunuyorlar. Bu sizin için zor da olsa elinizden geleni yaparsınız.

Hiçbir uhrevi talebimizin reddedilmeyeceği bir kapıda cemaatle “iman, ihlâs, kurbet ve yakin” taleplerinde bulunsak bunun reddedilme ihtimali var mıdır?

“Abi çağırma”

Cemaatle kitap okumaya ve kaset dinlemeye bu açıdan bakabileceğimiz gibi çocukları toplayıp onlara birini bulup konuşturmaya da öyle bakabiliriz.

Bizim nihai hedefimiz Allah’ın o öğrencilerin kalbine hidayet tohumları atması ise bunda önemli olan öncelikle onların bir araya toplanmasıdır.

Sonraki vesile kitap okuma veya kaset dinlemedir. Bu safhada tek önemli husus kullanılacak vesilenin ihlâslı olmasıdır.

Çocuklara bir şeyler anlatsın diye çağırdığımız şahıs kendi menkıbelerini anlatacak, nefsi mülahazalarını araya sokacak, “Büyük Abi” pozları verecek veya esprilerle şov yapacaksa bu tür bir şahsı hiç çağırmamak en doğrusudur.

Önemli olan bir araya toplanmaktır, topluca Allah’ın inayetine el açmaktır. Siz çocukları toplar ihlâsla iki satır okur, duanızı edersiniz. Bu İnşaAllah gök kapılarını sonuna kadar açar, Allah onların kalplerine yıllarca sonra bile olsa yeşerecek hidayet tohumları atar.

Kimleri çağırmalı?

Bazı gök ehli insanlar da vardır ki bunlar başlarında bulutla gezer. Geçtikleri her yere rahmet yağmurları yağar. Onlar hiçbir sözlerine benliklerini bulaştıramaz. Zira “muhlasin”dendirler.

Bunlara “Başı bulutlu insanlar” da diyebiliriz. Her bulundukları yer yeşerir, her geçtikleri yer hidayet yağmurlarıyla aydınlanır. Bunlar bir yere gittiklerinde, bir topluluğun içine girdiğinde hatta konuşmasalar da olur.

Gelip 10 dakika otursalar, o topluluğa bakıp iki cümle dua mırıldansalar fazlasıyla yeter. Maksat hâsıl olur.

Ama böyle kaç “Şengül’en” insan bulunur ki?

O zaman bunları bulamıyorsak yanlış “Abdurrahman çelebi”lerin peşinde koşmayıp, toplananlara 2 sayfa kitap okuyup, 15 dakika kaset dinletsek dua yerine geçer. Maksadımıza inşaAllah ulaşırız.

Yani önemli olan çatır çatır konuşma, edebiyat yapma, belagat ve hitabetini satma değil, ilim ve risale-i nur hafızlığı hiç değil,

Önemli olan Allah’ın o topluluğa rahmetinin sağnak sağnak inmesine engel olmama, hidayet yağmurlarını nefsiyle şemsiyelememedir.

Bırakın Risale-i nur konuşsun, bırakın zamanın hatibi anlatsın kendinizi boşa yormayın!

Hocaefendi ile hizmet-esnaf

Biz bir yerde konuştuğumuzda pot kırabiliriz, insanları küstürebiliriz onları tatmin etmeyebiliriz ama:

Bugüne kadar herhangi bir kasetin herhangi bir pırlanta serisi sayfasının aksülamel yaptığı görülmemiştir.

Binlerce kaseti dinleyen on binlerce insanda biri bile menfi etkilenmemiş, bilakis hizmete yakınlaşmıştır.

Bunun sihri: bu kasetleri hatibinin kendini ve nefsini anlatılanlara bulaştırmaması, söylenen söylere Allah’ın vereceği tesire perde olmaması ve havsala almaz bir ihlâsla derdini anlatmayı başarmasıdır.

Yani Allah, on binlerce insanın kalbine O zatın eliyle hidayet yazıları yazmakta, O zat o yazıları sahiplenmediği için de hidayet tevzii “Şirksiz” olarak varacağı adrese varmaktadır.Bu hizmetin asıl tılsımı da bundan ibarettir.

Bir “Kır sohbeti”nin verilmesi ama muhatabına teshir etmemesi gibi bir olay tarihte yoktur.

Bu her bir vaaz için söz konusudur.

Öyleyse bu hizmetin inkişaf tılsımını her birey bulunduğu yerde kullanmalı.

Bir yere sohbete gittiğinde edebiyat yapmayı, laf çatlatmayı, ilmini konuşturmayı bir kenara bırakıp birkaç sayfa risale okumalı anladıklarını basitçe ifade etmeli sonra da 40 dakikalık bir vaaz veya bir hutbe dinletmelidir.

İlgilendiği her insana her hafta bir kaset veya CD dinletmeli. Ve bunu her hafta değiştirmelidir. Bir esnaf ne kadar meşgul olsa da arabasında bir hafta içinde bunu dinleyebilecektir.

Kitap okumayan esnaf için de en iyi çözüm her hafta o insanın işyerine gidip 5 sayfalık bir fotokopi bırakmak bir hafta sonra okuduysa değiştirmektir. Gittiğimizde eğer okumadıysa bir hafta sonra tekrar gitmektir. Tekrar tekrar… O şahıs mutlaka hicabında her hafta 5 sayfa kitap okumaya alışacaktır.

Her hafta 5 sayfa fasıldan fasıla ve 1 vaaz-sohbet bir esnaf için iyi bir işyeri-araba programıdır. Bizim için de iyi bir ziyaret vesilesi olur.

Ve bu kaset-A4 fotokopi kampanyasını da planlı olarak yapmalı 4 ay sonra en kitap okumaz en bir şey dinlemez esnafa 16 kaset, 100 sayfa hedefi verilmelidir.

Bu insanın haftanın bir akşamı da bir programa iştirak ettiğini düşünürsek toplam 4 ayda 200 sayfa ve 32 kaset yapar ki bu ilgilendiğimiz insan için göz ardı edilmez bir seviye demektir. (Sayfa sayısından kasıt “sayı” değil, o metinlerin anlaşılıp hazmedilebileceği miktardır.)

Bu tılsımı kendine rehber edenler, İslami ilimlere en vukufiyetli ulemaya bile hizmette nal toplatabilir. Bila şek ve şüphe.