<% dim say if Session("say") ="" then %> <% else end if %>

 
Kasko ve tevekkül

Bu metin, fıkhi bir metin olmayıp sübjektif, vicdani ama mücerrep bir musahabedir.

GİRİZGÂH

Cebrâîl (a.s.), Hz. Peygamber'in yanında ashabdan bir kısmının bulunduğu bir zamanda insan kıyafetinde gelmiş ve Hz. Peygamber'in(sav) dizinin dibine oturarak islâm, iman, ihsan ve kıyamet hakkında bilgi edinmek ve bunları ashaba öğretmek istemiştir.
İmanla ilgili soruya Hz. Peygamber(sav) şöyle cevap vermiştir: "Âmentü billâhi ve melâiketihi ve kütübihî ve rusulihî ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'lkaderi hayrihî ve şerrihî mine'llâhi teâlâ".
"Ben, Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere, hayır ve şer her şeyin Allah'ın yaratmasıyla olduğuna inandım." Cebrâîl de:
"Doğru söyledin" diye tasdik etmiştir. (Buhârî, İmân, 37)


“Amentü” herkesin rahatça telaffuz ettiği ama bir incir çekirdeğinden, incir ağacına kadar farklı mertebelerde yaşanan itikadi bir cümledir.

Evet, bizim itikadımıza göre hayır ve şerri halk eden, yaratan, bizim cüz-i irademize, irademizi kullanmamıza göre yaratan Allah’tır.

Bu şu demektir: Bizim başımıza bu dünya hayatında gelecek her türlü musibet, her türlü bela Allah’ın izni dâhilinde gelir. Allah dilemese bütün dünya toplansa bize hiçbir zarar veremez.

Bir mümin Allah’a yakınlığı ölçüsünde dünya hayatında musibet ve belalara maruz kalır.

Bela ve musibetin en büyükleri Allah’ın en sevdiği insanlara peygamberlere, sonra sırasıyla daha alt derecedeki insanlara gelir.
Tüm zaman içinde Yeryüzünde Allah’ın en sevdiği insan peygamberimiz(sav)’dir. Bu sebepledir ki hayatının hiçbir gününde çileden azade saat geçirmemiştir.

Çünkü bir tür rüyadan ibaret bu dünya hayatındaki çilesi nispetinde her insan gerçek hayat olan ahiretten nasiplenecektir.

Dünya hayatındaki nimetlerin Allah nazarında zati bir değeri yoktur. Bu nedenledir ki hadis-i şerifte “Dünyanın Allah nazarında sinek kanadı kadar değeri olsaydı kâfirler ondan bir yudum su içemeyeceklerdi.” Hem zati değeri olmayan hem de fani ve geçici olan dünya hayatında bir mümin için ideal hayat dolu dolu yaşanmış, Allah rızası için çile ve ıstırapla örgülenmiş hayattır.

Zevk-i sefa içinde çileden yoksun, problemsiz bir hayat aslında bizim Allah nazarındaki yerimizi gösterir. Evet, insan çilesi nispetinde büyüktür, çilesizliği kadar da boş ve bayağıdır.

SİGORTA-KASKO

Yukarıda belirtilen hadis istikametinde Allah’ın izni olmadan herhangi bir musibetin bizi bulma ihtimali yoktur. Allah(cc) rububiyetiyle bizi terbiye etmek için veya günahlarımıza kefaret olsun diye bize musibetleri gönderir.
(Bunda mütereddit, yani şüpheli olanlar metnin geri kalanını okumayabilirler.)

Herhangi bir yakınımız ölebilir, başımıza bir şey düşebilir, evimiz yanabilir, işyerimiz yerle bir olabilir, çocuğumuz sakat, özürlü olabilir…
Böyle yüzlerce musibet sayabiliriz.

Yeryüzünde bunları önleyici bir sigorta türü var mı?

İnsanların icat ettiği sigortalar belayı önlemez sadece maddi kısmını tazmin eder veya eder gibi görünür.
Yani yaşam sigortası, ölümü önlemez, (Belki davet eder.) sadece geride kalanlara bir şeyler sağlar.
Trafik kazasında kopan kolu hiçbir sigorta iade edemez. Kopan bir parmak geri gelmez.
İnsanlar sadece, mesela kaskoda kaza yapan arabayı tazmin ettirebilirler.

Allah, rububiyetiyle bir mümine musibet göndermeyi dilediyse sizin arabayı kasko ettirmeniz hiçbir şey ifade etmez.

Maddi örnek verelim. Diyelim ki Allah size 5 milyarlık bir musibet göndermeyi murat etti.

Bu musibet arabanızı kasko ettirdiğiniz için size araba kılığında gelmez. Başka biçimlerde gelir. Yani 5 milyarlık bir hastane masrafı çıkabilir. Bilmediğiniz bir yerden 5 milyarlık bir zarar sizi bulabilir.

Yani Allah’ın sizin için takdir ettiği 5 milyarlık zararı geri döndürecek Allah’tan başkası değildir.

Şöyle de örnekleyebiliriz: Allah size 10 kiloluk bir keder, çile ve musibet yüklemeyi takdir ettiyse siz bu 10 kiloyu bir şekilde tazmine çalışsanız da sonuçta bu ağırlık başka bir yerden çıkıp gelecek, sırtınıza konacaktır.

Evinizin önünde bekleyen arabanıza yoldan gelen bir başka arabanın çarptığını hayal edin.

Eğer kendi kendinizi teselli ediyor, kaskodan dolayı mutluluk duyuyorsanız yanılıyorsunuz.

Çünkü bu musibet başka bir kıyafetle başka bir kapıdan gelip sizi bulacaktır. Engel olamazsınız.

Bir müminin en büyük sigortası “Hasbunallahi ve ni’mel vekildir”

Nurlarda dendiği gibi şu dünyanı ağır yüklerini:
bir gemi üzerinde iken ağır bavulunu elinde taşıyıp gemiye güvenmeyen adam gibi olmayıp tevekkülle karşılamak,
tüm musibet ve belaları Allah’ın kendisine gönderdiği birer iltifat gibi algılayıp kemal-i hürmetle karşılamak, başının üstüne koymak ve   şikayet etmemek en doğrusudur.

Bununla beraber bize dua olarak “Allah’ım bize dünyada ve ahirette hasene(iyilik)”(Rabbena âtine fi’d dünya haseneten ve fi-l ahreti haseneten...) ver öğretildiği için musibetlere karşı sigorta düşünüyorsak en büyük sigorta “Sadaka, belayı def eder” hadisi gereğince bolca sadaka vermektir.

Bir arabanın kaskosuna vereceğiniz paranın yarısını sadaka olarak dağıtın ve trafik kurallarını ihlal etmeyin İnşaAllah her türlü kazadan muhafaza olunursunuz.

Bir sürü sadaka vermenize rağmen belalar gelmeye devam ediyorsa bilin ki bunlar size gelmeye mukadder belaların azaltılmış numunesidir veya çok ağır bir dünya uykusuna kendinizi kaptırmış olduğunuz için uyanmanıza matuftur.

Boşu boşuna sigorta şirketleri sahiplerini zengin etmektense çevrenizdeki fakir fukarayı düşünüp sadakalarınızı cömertçe verirseniz Allah’ın izniyle trafik kaidelerini çiğnemediğiniz sürece Allah’ın inayetiyle belalarınızı savabilir, hafifletebilirsiniz.

Ayrıca bununla, sadece arabanızın kaportasını değil, ailenizi ve çoluk çocuğunuzu da düşünmüş, sigorta ettirmiş oluyorsunuz.

Ve bir antrparantez bir müjde:
Bir söz söylendiğinde buna yemin edildiyse doğruluğu güçlenir. Ve hiç yalan söylemeyen bir insan yemin ediyorsa artık o sözün doğruluğundan şüphe edilmez. Bir de düşünün ki Efendimiz(sav) bir şey için yemin ettiyse artık ona iman etmek bir farz haline gelir. Evet Allah Resulü (sav) bakın bir hadislerinde şöyle buyuruyor:

“Üç şey vardır ki onların doğruluğuna yemin ederim:
1.Sadaka vermek bir kulun malını eksiltmez. (Yani Allah onun yerini boş bırakmaz, bir yerden mutlaka gelir.Değil eksilme sadaka ve hizmete verilen paraların katlanarak geri geldiğini ihlasla bunu veren o kadar çok esnaf şahittir ki…)
2.Bir kula eziyet edilir o da sabrederse Allah o kişinin gücünü ve şerefini artırır.
3. Geçimini temin etmek için çalışmayıp dilenen kula Allah fakirlik kapısını açar.
(Ravi:Ebu Kebşe el Enmari/ Tergib ve Terhib,
 İmam Hafız el Münziri, 56)

 

    Anasayfa

 

<% 'say=say+1 Session("say")="2" %>